full screen background image
Search
Salı 22 Eylül 2020
  • :
  • :

Şekerin Derdi Beni Neden Gerdi

Bir şeker düşmanıyımdır herkes bilir. Çikolata ikramlarını, tatlı davetlerini, tatlıdan daha tatlı bir dil kullanarak her zaman reddetmişimdir. Eli öpülesi çokça teyze ikramlarını reddettiğim için bana küsmüştür hep ;canları sağ olsun 🙂

Ancak yine de Türk toplumunda şekerin ve şeker kullanılarak üretilen besinlerin toplamının yediklerimizin ciddi bir kısmını oluşturduğunu bilirim ve bu kültüre sahip çıkarım. En basitinden ben bile Künefe Hatay’a aittir kavgası vermişimdir Urfalı kadayıf ustalarıyla. Ancak şeker sadece bu alanlarda değil ekmekten tutunda, meyve sularına, yemeklere bile katılıyor lezzet artırıcı olarak.Yani şeker bizi her yönüyle kuşatmış durumda. Bu farkındalığı yarattıktan sonra ilgili haberlerimize gelelim.

2014 yılına ilk olarak Hürriyetten Okuduğum bir haberdi. Şeker pancarı üretiminde kota koymaya hazırlanıyordu tarım bakanlığı ve sonrasında bu doğrultuda şeker üretimini azaltmayı düşünüyordu. Yüreği safsacak, tertemiz, melül melül bakan bazı meslektaşlarım bunu Kıymetlü Devletül Âlâ büyüklerimizin mükemmel bir sağlık hamlesi olarak algıladı. Benim nedense o gün olduğu gibi bugün de aklıma yatmadı bu hamle. Zira Şekere kota koysunlardı koymasına ancak televizyonda ve eğitim kurumlarında; şekerin tüketilmemesi yönünde bir propaganda olması gerekiyordu ki toplum bilinçlenip tüketimi azaltsın… Eğer tüketim azalmayacaksa da yerli üretimi kısıtlamak ileride yapılacak ithalatların habercisiydi. Biz aynı filmi hayvancılıkta yaşayıp görmüştük; yüksek yem fiyatları, üreticiden satın alırken düşük et fiyatlarıyla birleşerek hayvancılık bitirildi. Tüccarlarda geçici olarak kazandı ama üretenler ve Türkiye (buna tüccarlar dahil) kalıcı olarak kaybetti değerlerini. Sonrasında milletçe yemedik Angus, tatmadık Avustralya koyunu bırakmadık

Kayseri’de okumuş biri olarak Kayseri şeker fabrikasının kapanacağı söylentilerini yakından incelemiştim. O sırada Ziraat Mühendisleri Odasının bütün haberlerini ya da sitesini takip ederdim. Sonradan tarım fuarlarına da katıldım devamlı, çünkü aykırı biri olarak beni ne yediğimiz ilgilendiriyor sadece kişisel dikkatimiz yetmiyor bu hayatta… Şimdi merak ettiğim şey şu. Türkiye Şeker pancarı konusunda, kendisine ucu ucuna yeten bir ülke. Yıllık tüketimimiz Şeker Kurumu 2013 Yılı Faaliyet Raporuna göre 2.3 milyon tonu buluyor, üretimimiz ise 2.35 ton. Şimdi bu değerler ortada iken  ve tüketim de milyon tonlardan bahsederken, Avrupa kotaları kaldırıp üretimi artırma kararı almışken. Biz ne amaçla üretimi yavaşlatalım ki. Ya da bunu yapmaktaki amacımız ne? Sanırım bu soruyu yine kendim cevaplayacağım.  YİNE HANGİ ANGUSU YİYECEZ ACABA!!!

İthal edilmesi ya da üretilmesi daha kârlı olan ama tüketilmesi tüketenlerce pek kârlı olmayan mısır şurubu vb glikoz, früktoz şuruplarının raflarımıza küp şeker olarak girmesi pek yakındır gibi geliyor bana. Ne dersiniz yorum milletin. Bu arada künefe Hatay’a ait bir tatlıdır, dünyada da Şam mutfağına ait bir tatlı olarak bilinir sevgiler… 🙂



Aykırı Bir Diyetisyen Diyet İmmünoloji Uzmanı


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.